ESL ne demek ?

Sevval

New member
Katılım
8 Mar 2024
Mesajlar
741
Puanları
0
ESL Ne Demek? İngilizce Öğrenirken Karşımıza Çıkan Üç Harfin Hikâyesi

Bir gün internette İngilizce öğrenmeye çalışırken “ESL” diye üç harf gördüm. İlk bakışta insanın aklına ister istemez “Bu da İngilizcenin gizli bir örgütü mü?” sorusu geliyor. ELT, EFL, ESL, EAL, ESOL derken insan kendisini bir dil kursundan çok, havaalanında kayıp bavul arayan biri gibi hissedebiliyor.

Oysa ESL oldukça basit bir kavram. ESL, “English as a Second Language” ifadesinin kısaltmasıdır ve Türkçede “İkinci Dil Olarak İngilizce” anlamına gelir. Cambridge Dictionary de ESL'yi, ana dili İngilizce olmayan kişilere, İngilizcenin önemli veya resmî bir dil olduğu ortamda öğretilen İngilizce olarak tanımlar.

Fakat üç harfin arkasında sadece bir dil bilgisi konusu yok. ESL; yeni bir ülkeye taşınmayı, iş görüşmesinde kendini ifade etmeyi, markette “Bu ürün gerçekten şekersiz mi?” diye sormayı, akademik bir metni anlamayı ve bazen de yanlış telaffuz edilen tek bir kelime yüzünden ortaya çıkan komik anları kapsayan kocaman bir öğrenme dünyasıdır.

ESL Tam Olarak Ne Anlama Geliyor?

ESL'nin açılımı English as a Second Language şeklindedir. Buradaki “second language” ifadesi, İngilizcenin kişinin ana dili olmadığına işaret eder. Özellikle İngilizcenin günlük yaşamda, eğitimde veya iş hayatında önemli bir yere sahip olduğu ülkelerde İngilizce öğrenen kişiler için bu terim yaygın biçimde kullanılır.

Örneğin ana dili Türkçe olan ve İngiltere'ye yerleşen bir kişinin İngilizce öğrenmesi ESL bağlamında değerlendirilebilir. Aynı şekilde ana dili Arapça, İspanyolca, Rusça, Çince veya başka bir dil olan ve İngilizcenin toplum içinde aktif biçimde kullanıldığı bir ülkede yaşayan bir öğrenci de ESL programlarından yararlanabilir.

Burada önemli bir ayrıntı var: “İkinci dil” her zaman gerçekten ikinci öğrenilen dil demek değildir.

Bir kişinin ana dili Arapça, ikinci dili Fransızca, üçüncü dili İngilizce olabilir. Hatta dördüncü dili bile olabilir. Cambridge kaynaklarında bu nedenle EAL (English as an Additional Language) yani “Ek Dil Olarak İngilizce” ifadesinin bazı bağlamlarda tercih edildiği belirtiliyor. Çünkü “ikinci dil” ifadesi çok dilli bireylerin gerçek dil geçmişini her zaman doğru yansıtmayabilir.

Yani ESL kelimesini gördüğünüzde bunu “İngilizce öğrenen yabancı” gibi dar bir etiket olarak düşünmek yerine, belirli bir eğitim yaklaşımı ve öğrenme ortamını anlatan bir terim olarak görmek daha doğru olur.

ESL ile EFL Aynı Şey mi? İşte Küçük Ama Önemli Fark

İngilizce öğrenirken en çok karıştırılan ikililerden biri ESL ve EFL'dir.

EFL, “English as a Foreign Language”, yani “Yabancı Dil Olarak İngilizce” anlamına gelir.

Basit bir örnek üzerinden düşünelim.

Türkiye'de yaşayan ve günlük hayatını ağırlıklı olarak Türkçe sürdüren bir öğrenci İngilizce öğreniyorsa bu durum çoğunlukla EFL bağlamında değerlendirilir. Çünkü öğrenci İngilizceyi, İngilizcenin toplumun ana iletişim dili olmadığı bir ortamda öğrenmektedir.

Buna karşılık İngilizce konuşulan bir ülkeye taşınan ve okulda, iş yerinde, devlet dairesinde veya markette İngilizce kullanmak zorunda kalan bir kişi için ESL kavramı daha uygun olabilir.

Kısacası:

EFL: İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenmek.

ESL: İngilizcenin yaşanılan çevrede aktif biçimde kullanıldığı bir ortamda İngilizce öğrenmek.

Ancak gerçek hayat bu kadar düzgün kutulara ayrılmıyor. Cambridge kaynakları da EFL, ESL ve benzeri terimlerin her durumda kesin sınırlarla ayrılmasının problemli olabileceğine dikkat çekiyor.

Zaten dil öğrenmek matematik problemi değil. “Buraya kadar EFL, bundan sonra ESL” diye sınır çizmek bazen mümkün olmayabiliyor.

ESL Sadece Gramer Öğrenmek Değildir

ESL denince bazı insanların aklına hemen düzensiz fiiller geliyor: go-went-gone, eat-ate-eaten...

Bir noktadan sonra insan “Ben İngilizce mi öğreniyorum, yoksa fiillerle kişisel bir hesaplaşmaya mı girdim?” diye düşünebiliyor.

Oysa ESL eğitiminin amacı yalnızca gramer kurallarını ezberletmek değildir. Dinleme, konuşma, okuma, yazma, kelime bilgisi ve günlük iletişim becerileri birlikte ele alınabilir.

Mesela yeni bir ülkeye taşınan bir kişinin “Present Perfect nedir?” sorusundan önce şu becerilere ihtiyacı olabilir:

“Otobüs nereden kalkıyor?”

“Bu formu nasıl doldurabilirim?”

“Doktordan nasıl randevu alabilirim?”

“İş görüşmesinde deneyimlerimi nasıl anlatırım?”

“Komşum bana hızlı konuştuğunda ne dediğini nasıl anlayacağım?”

Bunlar dil öğrenmenin gerçek hayattaki karşılığıdır.

İyi bir ESL yaklaşımı bu yüzden sadece sınav sonucuna değil, kişinin dili gerçek iletişimde kullanabilmesine de odaklanır.

Kadınlar ve Erkekler İngilizceyi Farklı mı Öğrenir?

Burada biraz dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler şöyledir, kadınlar böyledir” diye kesin hükümler vermek hem bilimsel açıdan zayıf hem de insanların gerçek çeşitliliğini görmezden gelen bir yaklaşım olur.

Fakat bir ESL sınıfını küçük bir sosyal laboratuvar gibi düşünürsek, farklı iletişim tarzlarını gözlemlemek oldukça eğlencelidir.

Örneğin Ahmet isimli bir öğrenci, İngilizce öğrenmeye tamamen çözüm odaklı yaklaşabilir. “Hangi 500 kelimeyi öğrenirsem günlük konuşmaların yüzde 80'ini anlayabilirim?” diye sorar. Hedef belirler, uygulama indirir, haftalık çalışma tablosu hazırlar ve kelime kartlarını Excel'e aktarır. Hatta muhtemelen Excel dosyasının da bir Excel dosyası vardır.

Başka bir öğrenci olan Zeynep ise konuşma pratiğine daha ilişkisel yaklaşabilir. Bir kelimeyi tek başına ezberlemek yerine o kelimeyle gerçek bir sohbet kurmayı tercih eder. “Bu kelimeyi hangi durumda kullanırsam karşımdaki kişi kendini daha rahat hisseder?” diye düşünebilir.

Fakat burada ilginç olan şey şu: Bu davranışları cinsiyetle açıklamak zorunda değiliz.
 
Üst